Hastalıklar ve Tedavileri

HANGİ DURUMLARDA YARDIMCI OLABİLİRİM

KENDİNİZDE YA DA BİR YAKININIZDA AŞAĞIDAKİ HASTALIK YA DA BOZUKLUĞUN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ.

ŞİZOFRENİ: Kişinin, böyle bir şey olmadığı halde ve çevredekilerin ikna etme uğraşılarına rağmen değişmeyen, düşünce bozukluğuna bağlı olarak gelişen sanrı (=hezeyan)’ lara sahip olması (kötülük yapılacağı, takip edildiği, dinlendiği, beynine çip yerleştirilerek izlendiği, eşi tarafından aldatıldığı, kendisinin önemli dini bir lider, önemli bir devlet ya da tanınmış birisi olarak gördüğü vs.); varsanı (=halisünasyon) denilen olmayan görüntüleri görmesi, kokuları duyması, sesleri işitmesi, derisinde böcek gibi şeyleri gezdiğini hissetmesi vs); bir ordan bir burdan daldan dala atlayarak ve birbirleriyle tutarsız konuşmalar yapması, bazı durumlarda hiç hareket etmeden ve konuşmadan durması; insan ilişkilerinin bozulup kendi dünyasına kapanması; görev ve mesleğini yapamaz hale gelmesi gibi belirtiler gösteren bir beyin hastalığıdır. Hastanın durumuna göre hastaneye yatırılarak ya da ayaktan tedavi denilen hastaneye yatırmadan ilaç ve değişik terapi yöntemleri ile tedavisi yapılmaktadır.

DEPRESYON: Hemen hemen her gün, yaklaşık gün boyu süren üzüntülü halinin, tüm etkinliklere karşı (yada çoğuna) ilgide belirgin azalmanın ya da artık bunlardan eskisi gibi zevk alamamanın, kilo alımı yada kilo kaybının, uykusuzluk ya da aşırı uyku halinin, sinirlilik ya da ilgisizliğin, yorgunluk-bitkinlik yada enerji kaybının, değersizlik, aşırı ya da uygun olmayan suçluluk duygularının, düşünme ya da düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırma yetisinin azalmasının ya da karasızlığın, yineleyen ölüm düşünceleri, yineleyen intihar etme düşünceleri ve intihar etmeye yönelik tasarılarının olmasının devam ettiği belirtilerle kendini gösteren bir beyin hastalığıdır. İlaç ve terapi yöntemleri ile tedavisi olan bir hastalıktır.

BİPOLAR BOZUKLUK: En az bir manik atağın olduğu ( kendine güveninin abartılı arttığı, grandiyöz –önemli birisi gibi görme, üstün özelliklere sahip olduğunu düşünme vs- davranış ve sanrının eşlik edebildiği, az uyumasına rağmen hiç uykusuzluk çekmediği, doğal halinden ve çevresindekilerin dikkatini çekecek kadar çok konuştuğu, çok hızlı düşünce oluşmasına bağlı olarak konudan konuya atladığı, en küçük bir uyaranın hemen dikkatini dağıttığı, kalkamayacağı işlerin altına girdiği, çok para harcadığı, cinsel isteğin arttığı, en ufak şeyle hemen sinirlenip kavgaya girdiği ya da çok neşeli olduğu, hızlı araba sürmek gibi riskli hareketlere kalkıştığı belirtiler), zaman zaman da manik atağın tam tersi depresyon belirtiler gösterdiği, tekrarlayabilen bir hastalıktır. Özellikle depresyon atağı şiddetli olup intihara kadar götüren ciddi sonuçlara yol açabilir. Genellikle hem manik atak hem de depresyon atağı hastanın ciddi takip edildiği psikiyatri kliniklerinde yatarak tedavisi önerilmektedir. Depresyon, dudygudurum düzenleyici, sıkıntı giderici ve uyku verici ilaçlarla tedavisi mümkün olup tekrarlama olasılığı da düşünülerek sürekli bir tedavi verilmektedir.

PANİK ATAK: Kişide kendiliğinden ve aniden gelişen çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama yada kalp hızında artma, terleme-titreme ya da sarsılma, nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş gibi yada bayılacakmış gibi olma, kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu, ölüm korkusu, uyuşma ya da karıncalanma hissi, üşüme, ürperme yada ateş basmaları gibi şikayetler gelişen ve 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı , ayrı bir yoğun korku yada rahatsızlık duyma döneminin olmasıdır.

Tek bir gün içinde bir çok panik atağı olan bir hasta olabileceği gibi, bir yıllık bir dönem içinde sadece birkaç atağı olan hastalarda olabilir.

İlaç ve terapi yöntemleri ile tedavisi mümkündür.

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU: Kişide, en az 6 ay süreyle, hemen her gün, birçok olay yada etkinlik hakkında (iş başarısı, okul başarısı vs.) aşırı kaygılanma ve kuruntulara (evham) kapılmayla birlikte huzursuzluk, aşırı heyecan duyma ya da endişe, kolay yorulma, düşüncelerini odaklayamama ya da zihnin durmuş gibi olması, huzursuzluk, kas gerginliği, uyku bozukluğunun (uykuya dalmakta ve sürdürmekte güçlük, huzursuz ya da dinlendirmeyen uyku) eşlik etmesiyle kendini gösterir. Kişi kendini kuruntulara kapılmaktan alıkoyamaz.

İlaç ve Bilişsel davranışçı terapi ile etkin bir tedavisi vardır.

FOBİK BOZUKLUK: Normalde herkezde olabilecek korkular istemli olarak denetlenemiyor, korkunun kaynağı açıklanamıyor, kaçınmalara yol açıyor ve korkulan nesne (hayvanlar, kan-enjeksiyon vs) ya da durumla (kapalı yer, açık alan, yukseklik korkusu gibi) karşılaşıldığında yoğun sıkıntılara neden olmaya başlıyorsa buna fobi denir.
İlaç, hipnoz, bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlerle tedavisi yapılmaktadır.

SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU: Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal bir eylemi gerçekleştirdiği durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyma halidir. Kişi, küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman sıkıntı doğurur. Kişi, korkusunun aşırı yada anlamsız olduğunu bilir fakat yine de engelleyemez. Korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla bunlara katlanılır. Yaşamakta olduğu (ya da yaşamaktan korktuğu) sıkıntı, kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozar ya da fobi olacağına ilişkin belirgin bir sıkıntı vardır.

İlaç, bilişsel davranışçı yöntemler gibi tedaviler ile etkili tedavisi yapılmaktadır.

AKUT STRES BOZUKLUĞU – TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU: Kişinin, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin ya da başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayı yaşadığı, böyle bir olaya tanık olduğu ya da böyle bir olayla karşı karşıya geldiği durumlarda; aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme ile kendini gösteren; olayın tekrar tekrar gözünde canlanması, rüyalarında yaşanması, yeniden oluyor gibi yaşanmışlık hissi duyması, olayı çağrıştıran şeylerle karşılaşınca sıkıntı duyması gibi belirtilerle tanımlanan bir hastalıktır.

Tedavisinde ilaç ve BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) yanında EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma & Yeniden İşlemleme) ile tedavisi sağlanmaktadır.

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK: Kişide kimi zaman Obsesyon adı verilen istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin derecede anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, tekrarlayıcı sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler gelir. Kişi düşüncelerinin, dürtü veya düşlemlerinin saçma olduğunu bilir fakat bunu düşünmekten ve yapmaktan kendini engelleyemez, bu durumdan da rahatsızlık duyar. Kişi bu obsesyonlarına önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (el yıkama, düzene koyma, kontrol etme gibi) ya da zihinsel eylemler (dua etme, sayı sayma, bir takım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma gibi) gerçekleştirir ki buna da kompulsiyonlar denir. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde 1 saatten fazla zaman alır) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozar. Defalarca elini yıkamasına karşın kirlenmiş olarak düşünüp tekrar tekrar elini yıkaması, Allah ile ilgili olumsuz bir düşünce oluşunca belirlediği sayı kadar bir duayı okuması gibi).
Tedavide ilaçlar ve/veya BDT uygulanır.

SOMATOFORM BOZUKLUK: Birçok organ sistemini tutan çok sayıda fizik yakınması varsa (başağrısı, sırt ağrısı, eklem ağrıları, mide şikayetleri vs); sıkıntılı olduğu dönemlerde bayılmalar, el-ayak uyuşmaları, bazen konuşmama, bir tarafının tutmaması gibi geçici nörolojik şikayetler varsa; belli organlara sabitlenip destekleyen tetkik ve analizler olmamasına rağmen o organla ilgili hastalığı olduğunu düşünüyorsa; vücudun bir bölümünün kusurlu olduğuna ilişkin yanlış ya da çok abartılı bir inanç taşıyorsa; ya doğrudan psikolojik etkenlerle ilişkili ya da psikolojik etkenlerin önemli ölçüde alevlendirdiği ağrı semptomları belirginse somatoform bozukluktan bahsedilmektedir.

YAPAY BOZUKLUK: Fizik (bulantı, kusma, ağrı, katılma nöbetleri gibi) ya da psikolojik (olmayan şeyleri görme-işitme gibi varsanılar, olmadıdığı halde kötülük yapılacağına inanma ya da kendisini önemli birisi gibi gördiği sanrılar, acayip davranışlar sergileme gibi) belirti ya da bulguların amaçlı olarak ortaya çıkartılması ya da bu tür belirti ya da bulgular varmış gibi davranılmasıdır. Böyle davranmasını gerektirecek dış etken olmamasına rağmen bunu yaparlar, bunu devam ettirmek için defalarca ameliyat bile olabilirler.

DİSSOSİYATİF BOZUKLUKLAR: Travmaya karşı geliştirilen bir savunmadır ve kişiyi, travmadan uzaklaştırarak kişinin travmayla karşı karşıya kalmamasını ve bununla baş etmeyi geciktirmesini sağlar. Bilinç durumu, bellek, kimlik ya da çevrenin algılanmasında bir karışıklık vardır. Normalde herkezde belirli bir oranda ve genelde sessiz biçimde bulunabilen bu durumkişinin kendisinde rahatsızlık veren bir nitelik kazandığında ya da psikososyal işlev bozulmasına neden olduğunda tanı konulabilir bir dissosiyatif bozukluktan söz edilebilir.

Hastada bu durumu açıklayan organik bir sebep olmadan önemli kişisel bilgilerin hatırlanamaması; çoğul kişiliklerin ortaya çıkması; psikojenik sebeplere eşlik eden psikotik semptomların eşlik etmesi; kişinin kendisine yabancılaştığı yaşantı içerisinde olduğu ve buna çevresine yabancılaştığı hissinin eşlik etmesi gibi belirti ve şikayetlerle kendini gösterir.

CİNSEL KİMLİK BOZUKLUKLARI (TRANSSEKSÜELİTE=TRANSGENDER):

Kişinin yanlış cinsiyette olduğunu hissetmesi, karşı cinsiyetle sürekli ve güçlü bir özdeşlik kurması, kendi cinsiyetine ait olan biyolojik özelliklerden aşırı rahatsızlık duyarak bunları gizleme çabası içinde olmasıyla karakterize bir bozukluktur. Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya / toplumsal, mesleki alanlarda / önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
Toplumda 6/100 000 oranında görülmekte olup bu 6 kişinin 4 tanesi erkektir. Bu kişilerin tanınması, sorunlarına çözüm üretilmesi ve yönlendirilmesi için uzmanlarınca destek almaları gerekmektedir.

PARAFİLİLER: Bir kişinin, cinsel açıdan uyarılabilmesi için alışılmadık nesneler, eylemler ya da durumları içeren tekrarlayıcı ve yoğun cinsel dürtü, fantezi ve davranışlara gereksinim duyması ile ortaya çıkan bozukluklardır. Kırk dolaylarında parafili olmasına rağmen en sık görülenler; Egzibisyonizm (teşhircilik), fetişizm (yalnızca belirli nesnelerle uyarılabilme), frötterizm (sürtünmecilik), pedofili (küçük yaştaki çocuklara yönelik cinsel ilgi), mazohizm (acı çekerek/aşağılanarak uyarılabilme), sadizm (acı yaşatarak/aşağılayarak uyarılabilme), transvestik fetişizm (karşı cins gibi giyinerek/giysileriyle uyarılabilme), voyerizm (gözetlemecilik), nekrofili (cesetlere yönelik cinsel ilgi), parsiyalizm (bedenin sadece bir bölümüne odaklanma), zoofili (hayvanlara yönelik cinsel ilgi), koprofili (dışkıya yönelik cinsel ilgi) ve ürofili (idrara yönelik cinsel ilgi)’ dir.

Tedavide ilaçların yanında bireysel ve grup terapileri, Bilişsel davranışçı terapi ve (varsa) eşlik eden psikiyatrik hastalıkların tedavisi yapılmaktadır.

YEME BOZUKLUKLARI: Çeşitli etkenlerle (biyolojik, psikolojik, kültürel vs) ortaya çıkan yeme bozuklukları, hem ruhsal hem de bedensel boyutları olan ve ciddi komplikasyonlara, ölüme yol açabilen bir hastalık grubudur. Yaşa ve boya göre beklenen kilonun çok altında olmalarına rağmen kendilerini kilolu gibi algılayıp kilo almaktan ve şişmanlamaktan yoğun korku duyan, kadınlarda adet görmeme ile eşlik eden Anoreksiya Nervoza ve tıkınırcasına yemek yedikten sonra provakatif kusma ve laksatif kullanarak dışarı atılmayı sağlayan ataklarla seyreden Bulimiya Nervosa’da bu grup bozukluk içinde yer alır. Düzelme ve nüks dönemleri dışında anoreksiya nervosa zaman içerisinde bulimiya nervosaya dönüşebilir. İlaç tedavileri, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve beslenme danışmanlığı gibi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

UYKU BOZUKLUKLARI: Uluslar Arası Uyku Bozuklukları sınıflandırmasına göre (ICSD-2) İnsomnia (uykusuzluk), uykuyla ilişkili solunum bozuklukları (obstrüktif uyku apne sendromu, primer santral uyku apnesi gibi), santral orjinli hipersomnialar (narkolepsi, Kleine-Levin Sendromu, idiopatik hipersomnia gibi), sirkadiyen ritim uyku bozuklukları (zaman dilimi değişikliği sendromu-jet lag-, vardiyadan kaynaklanan uyku bozukluğu gibi), uykuda ortaya çıkan istemsiz fiziksel ve davranışsal fenomenler olan Parasomnialar (Uyurgezerlik-somnambulizm-, kabus görmeler, uyku enürezisi, yineleyici izole uyku felci gibi) ve Uykuyla ilişkili hareket bozuklukları (huzursuz bacaklar sendromu, Periyodik eksremite hareketleri bozukluğu, ritmik hareket bozukluğu, gece terörü gibi) bu grup içinde yer alırlar.

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU:

Genel olarak üç temel belirtiden oluşur;

1- Dikkat eksikliği Ayrıntılara dikkat etmekte zorluk ya da okul, iş ve diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapma, Dikkat gerektiren görevler ya da işlerde dikkati sürdürme güçlüğü, Birisiyle yüz yüze konuşurken dinlemede güçlük çekme, Okul ödevlerini ya da işyerinde verilen görevleri bitirmekte zorlanma, verilen yönergeleri izlemekte zorluk çekme, Görevleri ve etkinlikleri düzenleme/organize etme güçlüğü, Uzun zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınma, bu işlerden hoşlanmama, ya da bu işlere karşı isteksizlik, Görev ve etkinlikler içingereken eşyaları kaybetme (örneğin; oyuncak, okul ödevleri, kalem-kitap ya da araç-gereç), Dikkatin kolayca dağılması, Günlük etkinliklerde unutkanlık gibi),

2- Aşırı hareketlilik (El ve ayakların kıpır kıpır olması, oturduğu yerde duramama, Oturulması gereken durumlarda yerinden kalkma, Koşuşturup durma ya da huzursuzluk hissi, Boş zaman faaliyetlerini sessizce yapmakta güçlük, Sürekli hareket halinde olma ya da sanki motor takılıymış gibi hareket etme, Çok konuşma gibi),

3- Dürtüsellik (Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme, Sıra beklemekte zorluk çekme, başkalarının işine karışma ya da konuşmalarını bölme, Aşırı tepki vermek, sonuçlarını düşünmeden hareket etmek gibi)
Bu 3 ana belirtilerin yanında sık görülen başka belirtilerde olabilir ve bunların olması sorunu daha da arttırır ve sorunu daha karmaşık hale getirir. Bunlar, Hedeflerine ulaşamama ve başarısızlık hissi; Başlanan bir işi bitirememe ya da işe başlama güçlüğü; Aynı anda pek çok işle /projeyle uğraşma, bu işleri takipte ve tamamlamakta güçlük; Zamanı ve yeri uygun olmasa da aklına geleni o anda söyleme eğilimi; Sık sık büyük heyecanlar peşinde koşma; Kolay sıkılma; Herkes tarafından izlenen yolları ve kuralları uygulamamak; Sabırsızlık; Engellenme eşiğinin düşük olması; Kendini güvensiz hissetme; Duygu durumda sık görülen oynamalar; Aniden parlama, tepki gösterme; Düşük benlik değeri; Parmaklarla tempo tutma, ayak sallama ya da ayak vurma; Sık sık iş değiştirme; Strese karşı aşırı duyarlılık-dayanamama; Zamanı ayarlamakta güçlük; Unutkanlık; Sözel-Fiziksel saldırganlık; Alkol-madde kullanımı; Yasal güçlük ve sorunlar; Çökkünlük (depresyon); Kendine zarar verecek davranışlarda bulunma; Sebepsiz yere sinirli ve gergin olma (kaygı); İşinden zevk alamama; Hayal kırıklığı ve cesaretsizlik hissi; Uzun süredir devam eden mutsuzluk hissi; Kapasiteyle uyumlu bir düzeye ulaşamama.

Çocuklarda % 6-8 oranında görülse de yetişkinlerdeki oranı % 3-4 civarındadır. Sorunlarına ve belirtilerine karşı zaman içinde başa çıkma stratejiler geliştirerek bu belirtilerin ortaya çıkması ya da fark edilmesi bir miktar azaltılmış olmaktadır.

İlaçlar ve değişik terapi yöntemleri kullanılarak hem Dikkat Eksikliği Hiperaktivite bozukluğu hem de eşlik edebilen diğer psikiyatrik hastalık-bozukluklar tedavi edilebilmektedir.

DÜRTÜ KONTROL BOZUKLUKLARI :Başkalarına zarar verme ile sonuçlanan saldırganlık dönemleri olan “Aralıklı Patlayıcı Bozukluk; Mağaza hırsızlığı yada çalma ile belirgin “Kleptomani”; Sosyoekonomik yıkım, borçlanmalar ve yasa dışı eylemlerle sonuçlanan, yineleyici “Patolojik Kumar Oynama”; “Piromani” denilen isteyerek yangın çıkarma; Saçsız bölgelerin (alopesia areata) oluşmasına yol açan kompülsif saç yolma ve kaş yolma ile belirli “Trikotillomani” ve kompulsif cinsel davranışların, kompulsif satın alma gibi değişik dürtü bozuklukların yer aldığı “Başka Türlü Adlandırılamayan Dürtü denetim Bozuklukları” olarak sınıflandırılmaktadır.

DEMANSA BAĞLI DAVRANIM BOZUKLUĞU: Demans, açık bir bilinç düzeyinde başta bellek olmak üzere zihinsel ve sosyal yeteneklerin kişinin günlük yaşam ve aktivitelerini etkileyecek derecede yıkılması şeklinde tanımlanan bir beyin hastalığıdır. Başta bellek bozulurken (yeni bilgiler öğrenememe, yakın bellek bozukluğu, epizodik bellek bozukluğu, hastalık ilerledikçe semantik bellek bozukluğu) dikkat, lisan, görsel-alansal beceriler, algılama, sorun çözme gibi işlevler de bozulur. Tabloya kişilik değişiklikleri, davranış ve psikiyatrik belirtiler (hezeyan, halüsinasyonlar, duygulanım bozuklukları vs.) de eklenir. Demansta davranışsal ve psikolojik belirtiler oldukça heterojendir ve kişiler arasında çok belirgin farklılıklar izlenir. Tedavisi nöroloji ile birlikte yürütülür. Demansın ilaçla tedavisisi yanında yakın bir takip, bakım verenlerin terapisi, uğraş ve sosyal terapiler birlikte yürütülür.

B- BAĞIMLILIK VARSA:

SİGARA (NİKOTİN) BAĞIMLILIĞI: Sigara içme veya dumanının solunması zamanla kişide psişik ve fiziksel bağımlılık oluşturur. Tütünde esas bağımlılık yapan madde nikotindir. Sigara, daha çok alışkanlık yapıcı daha az zevk verici bir bağımlılık türü olarak kabul edilmektedir.
Kişi niyetlendiğinden daha fazla miktarda kullanıyorsa, sürekli bırakma isteği ya da başarısız bırakma girişimleri varsa, sigara kullanımının kısıtlı olduğu ortam ve zamanlarda sigara içmek için belirgin zaman harcıyorsa, sportif ya da sosyal faaliyetleri, hobileri vb aktiviteleri sigara nedeniyle azaltmak ya da bırakmak durumunda kalıyorsa, tütün kullanımına bağlı ya da tütün kullanımıyla artan fiziksel problemler (öksürük, balgam vb) yaşamasına rağmen kullanmaya devam ediyorsa, tütün kullanmadığı zamanlar huzursuzluk, konsantrasyon bozukluğu, iştah artışı vb yoksunluk belirtileri yaşıyorsa burada tam amlamıyla bir sigara (nikotin) bağımlılığı vardır.

Tedavisinde ilaçlar (Nikotin replasman Tedavisi= Sakız, pastil, nazal sprey, inhaler ve transdermal bantlar; Vareniklin-Nikotinik Parsiyel Agonist; Bupropion-Noradrenalin Dopamin reuptake İnhibitörü ), bilişsel davranışçı terapi kullanılmakta ve sosyal desteğin sağlanarak tedavinin sürekliliği sağlanmaktadır.
Tek bir sigaranın 1 ay etkinliğinin sürdüğü kanıtlanmıştır, hatta bazı kanıtlar nikotin için yaşam boyu süren bir moleküler hafıza olduğunu öne sürmektedir. Bu nedenle 4-12 haftalık tedavi periyotlarının yeterli olmaktan çok uzak olduğu düşünülmektedir. Bir bağımlı ister sigara ister başka bir madde olsun, asla onu nasıl kullandığını unutmaz. Tekrarlama riskini azaltmak için tedavilerin en az bir yıl devam etmesi gerekmektedir.

ALKOL BAĞIMLILIĞI: Meyve ve tahıllardaki şekerden elde edilen “Etil Alkol” içkilerde kullanılan alkol çeşididir. Fermentasyon ve distilasyon yolu ile elde edilir. Alkol kullanımı uzun yüzyıllar öncesinden beri vardır hatta MÖ 2000 yıllarında Hammurabi yasalarında alkol alımı ve satımı için kurallar yazılmıştır. Kutsal kitaplarda da bahsediliyor.

Sınav kaygısını değerlendirirken sınava nasıl ve hangi ortamda hazırlandığı, sınav sırasında neler olduğu, sınav sonrasındaki düşünce ve değerlendirme-hareketleri bir bütün olarak göz önüne alınır. Ailenin olumlu ya da olumsuz katkıları değerlendirilir. Eşlik eden başka bir psikiyatrik bozukluk olup olmadığı araştırılır.
Tedavisinde genel olarak bilşsel davranışçı terapi uygulanır, özellikle eşlik eden psikiyatrik patolojilerde ilaç tedavisi de uygulanabilir.

EVLİLİK – ÇİFT SORUNLARI VARSA:

Çiftler arasında oluşan sorunlar bazen çözümsüz hale gelmektedir. Çiftlerin defalarca denemelerine rağmen sorunları aşamamaları, konuşmaya kalktıkları zaman sakin sakin konuşamadıkları için her konuşmanın kavga ile sonlanması, defalarca konuştukları halde hiçbir değişikliğin olmaması gibi nedenlerle artık çiftlerin birinde ya da her ikisinde umutsuzluk oluştuğu zaman genelde bir uzmandan yardım istenmektedir.
Bu tür durumlarda çiftlerle yapılan görüşmelerde değişik terapi yöntemleri kullanılarak sorunların konuşulması ve kalıcı çözümlerin üretilerek yaşamda yer almaları sağlanmaktadır.

CİNSEL SORUNLAR VARSA:

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI, kişide cinsel istek azlığı, cinsel istek fazlalığı, erken boşalma, boşalamama, sertleşme zorluğu, cinsel ilişki sırasında ağrı duyması, cinsel ilişki kurmaktan sürekli ve aşırı biçimde tiksinti duyma ve bu nedenle cinsellikten kaçınma, cinsel ilişkinin tam olarak gerçekleşememesi (vajinismus), uyarılamama, orgazm olamama gibi şikayetlerle kendini gösteren bir grup bozukluğun adıdır.
Bu konularda değişik yerlerde değişik tedaviler uygulansa da en etkili ve kalıcı çözüm “Cinsel terapi” ile sağlanmaktadır. Cinsel terapi, cinsel partnerle ile birlikte yapılan görüşmelerle gerçekleşir. Soruna ve sorunun şiddetine göre 3-6 ay gibi bir tedavi süresi vardır. Çoğunlukla ilaç kullanılmadan, Bilişsel davranışçı Terapi yöntemi uygulanarak kalıcı ve etkili tedavisi mümkündür.